17 Ocak 2026, Cumartesi
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

    askeri Tören_CIN

    Barışta Sivil, Savaşta Asker: Çin’in Çınlayan Gülleri

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

    temel demirer

    Şeriat’a ve “Devletçi Laikliğe” Karşı Özgürlükçü Toplumsal Laiklik

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    the cyrpto crash

    The 2025 Crypto Crash: US Tariffs Trigger a $1 Trillion Meltdown

    Burnout and gigeconomy

    Burnout and the Entrepreneurial Self: Unmasking the Lie of ‘Maximum Autonomy’

    The Shocking Truth: How a 77% Infrastructure Cut Plunged Argentina Back Into Crisis

    The Shocking Truth: How a 77% Infrastructure Cut Plunged Argentina Back Into Crisis

    finande, debt and war

    The Zero-Sum Logic of War: How National Debt Becomes a Casus Belli

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    think tanks

    Düşünce Kuruluşları (Think Tanks): Tarihsel Gelişim, İşlevleri, Eleştiriler ve Gelecek Perspektifleri

    Nebiye - Hilal San

    Sahte Hayaller, Sahte Hayatlar

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş
  • Dünya
    • Tümü
    • ABD
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Kuzey Amerika
    • Latin Amerika
    • Orta Doğu
    nadir toprak elementleri

    Çin’in Nadir Maden Hamlesi: ABD Hegemonyasına Meydan Okuma

    ekonomik kriz

    Küresel Krizin Anatomisi: ABD Dış Politikası, Avrupa’nın Ekonomik Çöküşü ve Neo-Con’ların Savaş Çıkmazı

    siyasal siddet

    Siyasal Şiddetin Yeni Yüzü

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Küresel Savaşın Eşiğinde: ABD’nin Çin’e Karşı Savaş Hazırlıkları

    Dogal Gaz boru hatti Sibirya

    Primakov Üçgeni ve Nükleer Enerjinin Dönüştürücü Gücü

    askeri Tören_CIN

    Barışta Sivil, Savaşta Asker: Çin’in Çınlayan Gülleri

  • Ekonomi
    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    Bir Gecede 1 Trilyon Dolar Buhar Oldu: Algoritmaların Gazabı

    istanbul üniversitesi

    Neoliberalizm Üniversiteleri Ele Geçirdi: Öğrenciler Müşteri, Akademisyenler Taşeron

    Kredi karti bocrlanmasi

    Türkiye’de Kredi Kartlarının Krize Dönüşen Yükselişi

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

    Paranın İktidarı: Wall Street’in Altında Ezilen Emek

  • Politika
    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

    devlet ve millet / Hüseyin Demirtas

    Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

    temel demirer

    Şeriat’a ve “Devletçi Laikliğe” Karşı Özgürlükçü Toplumsal Laiklik

  • Kültür & Sanat
    • Tümü
    • Edebiyat
    • Sinema
    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    temel demirer

    “Zor Zanaat”tır Yazarlık

    Anthony Quinn - zorba

    Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

  • Opinion Internatıonal
    • Tümü
    • Culture
    • Economy
    • Philosophy
    • Politics
    • World
    the cyrpto crash

    The 2025 Crypto Crash: US Tariffs Trigger a $1 Trillion Meltdown

    Burnout and gigeconomy

    Burnout and the Entrepreneurial Self: Unmasking the Lie of ‘Maximum Autonomy’

    The Shocking Truth: How a 77% Infrastructure Cut Plunged Argentina Back Into Crisis

    The Shocking Truth: How a 77% Infrastructure Cut Plunged Argentina Back Into Crisis

    finande, debt and war

    The Zero-Sum Logic of War: How National Debt Becomes a Casus Belli

  • Gorüş TV
    humboldt

    Liyakatsız Bir Devletin Eğitim Reformlarıyla Yeniden Yapılandırılması: Wilhelm von Humboldt (2. Bölüm)

    humboldt

    Humboldt Kardeşler, Akademik Özgürlük ve Eğitim İdeali (1. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (2. Bölüm)

    Hüseyin Demirtaş

    Bir Askerin Gözüyle Rusya – Ukrayna Savaşı (1. Bölüm)

  • Görüş Podcast
    Cingeneler ve romanlar

    Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    Ortadoğu’da Yeni Dönem: İran – İsrail Savaşı

    AKIN öztürk

    Uluslararası Hukuk Ne Diyor, Türkiye Ne Yapıyor? Akın Öztürk Örneği

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

    Kura Çözüldü: Kenan Karabağ’ın Sözlü Tarihle Örülen Romanları

  • Diğer
    hüsey aykol

    Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    Çin’in Zafer Günü: Yeni Bir Güç Ekseninin İlanı

    think tanks

    Düşünce Kuruluşları (Think Tanks): Tarihsel Gelişim, İşlevleri, Eleştiriler ve Gelecek Perspektifleri

    Nebiye - Hilal San

    Sahte Hayaller, Sahte Hayatlar

No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Görüş

Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

Doç. Dr. Sibel Özbudun
17 Ocak 2026
Okuma süresi: 13 dakika
A A
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşPinterest'te PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsApp'ta PaylaşTelegram'da PaylaşE-Mail ile Paylaş
sibel özbudun

“Sevdayım tepeden tırnağa

Sevda: Görmek, düşünmek, anlamak

İlgili İçerikler

Kapitalizmin Yeniden Üretildiği Alan: Futbol

“Zor Zanaat”tır Yazarlık

Sevda: Doğan çocuk, yürüyen aydınlık

Sevda: Salıncak kurmak yıldızlara

Sevda: Dökmek çeliği kan ter içinde

Komünistim!”[1]

Onun hakkında yazmak zordu; hâlâ da öyle.

Bizi sarsan, yüreğimizi yaralayıp, yangın yerine çeviren o haberi aldığımızda ; “Aldırmaksızın ödediği bedellerle yaşamayı en çok hak eden(ler)di.

Daima öndeydi, komünistti ve en kararlısıydı hepimizin.

Yoldaş(ımız)dı, Hüseyin Aykol hocam(ız) idi.

Yattığı yer incitmesin” dedik ve birlikte yol aldığımız, satırlarımızı ortaklaştırdığımız,[2] gazete yemekhanesinde makarnaya birlikte kaşık saldığımız, hayallerimizi paylaştığımız ‘Hoca’sız kaldık.

Ne diyebiliriz ki? Bir gazeteciden fazlası, bir insandan daha fazlasıydı, komünistti, Yaşar Kemal’in, “Dünyada çok şey kolay da, insan olmak zor,” deyişinin olumlu kanıtıydı.

Kapitalist yıkımın, yabancılaşmanın, çürümenin orta yerinde örnekti, önemliydi, yol gösterendi, çoban ateşi idi…

* * * * *

Franz Kafka’nın ‘Dava’sındaki Josef K.(’ların) çoğal(tıl)dığı cinnet kesitinde, “Et kokarsa tuz vurulur. Tuz kokarsa ne olur? Çürüme olur!” diye özetlenmesi mümkün koordinatlarda insan(lar) başkalaşarak bozulup yok olurken; toplumun yozlaşıyor, temel değerlerini yitiriyordu.

Yaşa(tıl)dıklarımız Oktay Akbal’ın, “Önce ekmekler bozuldu, sonra her şey…” tarifindeki üzereydi.

Kirlenme de, çürüme de sürdürülemez kapitalist bozulmanın bedeliydi…

Ve bunlar böyleyken, insan(cık)ları hakikâtleri görmekten alıkoyan “körlük” başlamıştı…

José Saramago’nun anlattığı “körlük” coğrafyamızı sarıp sarmalarken; insanı insanlaştıran değerlerin yerine bencillik ve kötülük ikame edilmişti…

Yine Franz Kafka’nın ‘Dönüşüm/ Metamorfoz’undaki Gregor Samsa’nın bir sabah yatağında uyandığında kendini bir “böcek” olarak bulduğu hâller(imiz) dört yanı kuşatırken; Eugène Ionesco’nun tarif ettiği “gergedan”laşma, kötülüğü sıradanlaştırıyordu…

Ancak, her şeye rağmen José Saramago’nun ‘Körlük’ündeki toplumsal salgından kendini koruyarak halkını “beyaz körlük”ten kurtaran kadın kahraman(lar), ya da Eugène Ionesco’nun ‘Gergedanlar’ındaki toplumun kendini kaptırdığı kitlesel başkalaşıma karşı direnen Bérenger vardır.

Tıpkı bizim tarihimizde Spartaküs soyundan gelen, Demirci Kawa’ların, Şeyh Bedreddin’lerin yoldaşlarından Hüseyin Aykol hocam(ız) gibi…

* * * * *

Saygın, düşünceli, kimseyi yarı yolda bırakmayan, yoldaşlığa değer veren bir karakterdi. Çevresinde ona “Hüseyin Hoca” denirdi. Bilgelik ve sakin bir dirençle yaşadığı için…

André Mourrois gibi “İstemek, istiyorum demek değil; harekete geçmektir”; Epikür gibi “Kendi doğruların başkalarına yanlış geliyor diye, doğrularından vazgeçme”; Anooshirvan Miandji gibi, “Dünyayı değiştiren insanlar, gönüllü olarak rahatını bozan insanlardır”; Seneca gibi, “Zorluklar zihni güçlendirir, tıpkı emeğin bedeni güçlendirdiği gibi”; Oriana Fallaci gibi “Asla pes etme… Ne sorguda, ne işkencede, ne hapiste, ne de duruşmalarda… Asla pes etme ve asla geri adım atma,” diyenlerdendi…

Bir de, Nâzım Hikmet Ran’ın, “Tahir olmak da ayıp değil/ Zühre olmak da/ Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil/ Bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte/ Yani yürekte…” dizelerini hakkını vererek haykıranlardandı…

* * * * *

Hayat arkadaşı, yoldaş-eşi Nuray Çevirmen’in naklettiği üzere: “Hüseyin Aykol 1956 yılında Manisa’nın Salihli ilçesinde, Poyrazdamları köyünde doğdu.

Aslında dededen varlıklı olmalarına rağmen aile sonradan yoksullaştı, babası geçimlerini sağlamak amacıyla bakkalcılık, çiftçilik dâhil olmak üzere birçok iş yaptı.

İlkokul öğretmeninin desteği ile İzmir Koleji’ni burslu olarak kazandı ve yatılı okudu. Koleji bitirdikten sonra üniversite sınavlarına girdi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Ankara’ya geldi. Üniversite ikinci sınıfta sol mücadele ile tanıştı, gençlik derneklerine girdi. O dönemde devrimci arkadaşları ile tanışma fırsatı oldu. Yapılan seçimle öğrenci derneği başkanı seçildi. Tıp Fakültesi’nin ilk yılı sorunsuz geçse de 2. sınıfta kaldı. Üçüncü sınıfta ise artık Tıp Fakültesi’nde okuyamayacağını anladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçmeyi istediğini ailesine açıkladı. Karar olumlu karşılanmadı. Ancak üniversite sınavına tekrar girdi, daha yüksek bir puanla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazandı. 

Aynı zamanda kendi masraflarını çıkarmak için dönemin solcu yayınevlerinden Ser Yayınevi’nde çalışmaya da başladı. Kolejde okumuş olduğundan İngilizcesi oldukça iyiydi. Yayınevinde çeviri yaptı, redaksiyon işlerine destek oldu.

Hatta, 1978’de bir kaç çeviri kitabı da çıktı. Çok genç olmasına rağmen çeviri kitaplarından dolayı Türkiye Yazarlar Sendikası’na üye oldu.

Üniversite öğrencisi iken 1981 yılında Ankara’da gözaltına alındı, 45 gün boyunca işkence gördü. Tutuklanarak Mamak Askeri Cezaevi’ne gönderildi ve o dönemde adeta bir cehennemi yaşattıkları yerde yine işkenceye maruz kaldı. Çıktıktan sonra faaliyetlerine İzmir’de devam etti. Birçok kez gözaltına alındı. Tekrar tutuklandı. 6 yıl 8 ay daha ceza aldı. Kısa süreli çıkış ve girişlerle 10 yıl kadar çeşitli cezaevlerinde tutuldu.”

40 civarındaki coğrafyada yayınlanan ‘Sosyalizm: Teori ve Pratik Dergisi’nin Türkçe baskısını çıkardı. 12 Eylül döneminde yıllarca hapis yattıktan sonra gazetecilik ve yayıncılığa geri döndü.

90’lı yılların başında çıkan haftalık gazete ‘Halk Gerçeği’nin kuruluşunda yer aldı ve sonrasında ‘Özgür Ülke’, ‘Özgür Gündem’, ‘Özgürlükçü Demokrasi’, ‘Yeni Yaşam’da çalışmalarını kesintisiz sürdürdü.

Her daim siyasi tutsakların sesi oldu, sorunlarını birebir takip etti, hapishanelerde yaşanan hak ihlâllerini, işkenceleri yüksek sesle haykırmaktan vazgeçmedi gazetecilik yaşamı boyunca…

* * * * *

Coğrafyamızda ifade özgürlüğünün yok sayıldığı dönemde, çeşitli davalar ve cezalarla gündeme geldi. Hakkında açılan 63 dava vardı. Bu davaların çoğu, yazdığı veya editörlüğünü yaptığı haberler, yorumlar, analizler üzerinden açıldı. Hatta kesinleşen cezaları nedeniyle yeniden hapse girme durumuyla karşı karşıyaydı.

Sınıf gerçeği ve etnisteyi inkâr etmeden, sosyalizm davası ve Kürt meselesini “Ama”sız, “Fakat”sız savunup, geri adım atmadı, dik durdu, diklendi, diz çökmedi. “Düşünceler baskı altına alınarak yok edilemez,”[3] diyerek; Konfüçyüs’ün, “Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır”…

Ulrike Meinhof’un, “Bir temel hak olan ifade özgürlüğünün, kişisel servetleri baskı makinelerinin mülkiyetine dayananlara özgü bir tekel hâline getirilmek istenmesi, sözcüğün en doğru ifadesi ile gericiliktir.” “Düşünmek yasak, konuşmak, yazmak yasak! Ama kendi aptallığınıza, her katile özgü bu klasik aptallığınıza gülmemizi asla yasaklayamazsınız?”…

Angela Yvonne Davis’in, “Özgürlük sürekli bir mücadeledir.” “Sakın unutma, ne olursa olsun üstesinden geleceğiz,” vurgularını teyit etti.

* * * * *

Bunları yaparken; hiç mi hiç korkmadı; “Binlerce insan hapisken ülkemi terk etmem,”[4] diyerek kelle koltukta yaşadı; bunda da hiç beis görmedi.

Endişenin korkunun çocuğu olduğunu ve korkuyu öldürürsen, endişenin besleneme eksikliğinden öleceğini; korku aşılmadıkça özgürlük olamayacağını; korkunun aklın katili olduğunu; mutlak yıkım getiren bir ölüm anlamı taşıdığını; korkumuzdan kurtulduğumuzda özgürleşebileceğimizi devrimci praksis ile kanıtladı.

Ya da ABD polisinin katlettiği Kara Panter Partisi başkan yardımcısı Fred Hampton’un şu satırlarını hatırlattı: “Konuşmaktan daha fazlasını yapmak zorunda kalacağız. Dinlemekten daha fazlasını yapmak zorunda kalacağız. Öğrenmekten daha fazlasını yapmak zorunda kalacağız. Gayet zor olan o pratiğe girmek zorunda kalacağız. O yola halkla birlikte çıkmak zorunda kalacağız. Bazen halktan daha iyi olduğumuzu düşünüyoruz bu nedenle önümüzde çok sayıda zor iş var zannediyoruz.

Geri dönemeyebilirim. Hapse girebilirim. Herhangi bir yerde olabilirim. Ama inanın, dudaklarımdaki son sözler ‘Ben devrimciyim’ olacak. Bir devrimciyi öldürebilirsiniz ama devrimi öldüremezsiniz.”

* * * * *

Çok sevdiğiniz birisi, yoldaşınız ölene dek, ölüm(süzlük)le tam anlamıyla karşılaşamazsınız.

Biz bir kez daha, “Anan öle ölüm” diye karşılaştık…

14 Ekim 2025’ten yoğun bakıma alındı; yılın son günü veda etti hepimize. “Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır,”[5] vurgusuyla 2 ay 17 gün direnip, Epikür’ün, “Ölüm bizim için hiçtir,” sözlerinin altını çizdi hepimiz için…

Boşuna dememişti Vassilis Vassilikos, “Ölüler konuşmaz. Sırtlarında ölümün güzelliği, hiçbir ilkbahar ve tomurcuklarının bize açıklayamayacağı sırları birlikte götürürler. Soğuyan kemiklerin çevresinde oluşan tuz gibi, yapılamayan açıklamalar, boğulup giden savunmalar, muhtıralar, yetki itirazları, yargılama yöntemleri, olayların yorumuyla kabardıkça kabaran toprak…”

Kolay mı?

Ölüm(süzlüğ)ü anımsatan her şey insan(lar)da inadı, ısrarı, fikri takibi tetikler; o halde “Ölüm, aklın en büyük yenilgisidir.”[6] Veya “Ölümün olmadığı bir dünya, sıkıcı bir şekilde var olan bir dünyadır, çünkü ölümsüzlük ölümdür,”[7] türünden görüşlere katılmak mümkün mü? Elbette hayır!

Çünkü “Ölümsüzlük güveni olmayınca, tam anlamıyla hangi özgürlük var olabilir?”[8]

Mesele tam da budur ve Hüseyin Hoca(’mız) da bunu ispatıdır.

* * * * *

O, Ernest Hemingway’in “En iyiler cephenin en ön saflarındadır,” betimlemesindeki ölümsüz komünistlerdendi.

10 yılını hapiste geçirdi. TKP/B ve TDP devrimci geleneğindendi. 50 yıllık gazetecilik yaşamında ‘Hedef’, ‘Türkiye Gerçeği’, ‘Komün’ gibi devrimci yayın organlarına ve bunlarla birlikte ‘Özgür Ülke’den ‘Yeni Yaşam’a Kürt medyasına yoğun emek verdi.

Kürt meselesini kendi davası addeden devrimci bir sosyalistti. Reformistlerden, liberallerden de pek hazzetmezdi.

“Her an bir sondu. İnsanda sonsuzluk duygusu uyandıran şey, an an yaşanan bu bitmez tükenmez sonlardı,”[9] bilinciyle sevincin kapaklarının acıların anahtarıyla açılacağını bilirdi.

Dünyanın acı bir tadının, eziyete dönüştürülmüş “yaşam”ın “prangaya vurulduğumuz kafes(ler)den çıktığımızda başka yani sosyalist bir yaşamın mümkün olduğundan bir an dahi şüphe etmemişti.

Ve -anı anlatmayı sevmesek de- unutulmasın diye aktaralım: Bir gün cebinden bir flaş bellek çıkartıp, “Buna tüm yazılarımı, kitaplarımı yükledim. Oğluma bırakacağım tek şey bu” demişti.

Doğruda duran onur buydu, böyleydi. Horatius’un, “Han hamam sahibinin mutlu olduğunu söylerseniz yanılırsınız; tanrıların armağanlarını akıllıca kullanmayı bilen, yoksulluğun zorluklarına dayanabilen ve ölümden çok onursuzluktan korkan, mutlu olarak nitelenmeyi daha çok hak eder,” sözlerindeki üzere.

İyi ki yaşadın, yarattın yoldaş Hüseyin Hoca(’mız)

Şimdi biz de anıların, öğrettiklerinle Oriana Fallaci’nin, “Sen öldün ve ben de ölmekteyim. Ama önemi yok çünkü hayat ölmez,” betimlemesinin ufkundayız.

Seninleyiz, seni yaşatacağız, eksilerek çoğalacağımız inatla ve nefesimiz yettiğince…

Doç. Dr. Sibel Özbudun

Akademisyen, antropolog, yazar, çevirmen, aktivist. 1956 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Fransa’ya giderek, üç yıl süresince Fransa’da dil ve Paris VII ve Paris Üniversitelerinde sosyoloji öğrenimi gördü. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’ne girdi. Mezun oldu. Uzun süre yayıncılık (Havass ve Süreç Yayınları) ve çevirmenlik yapan Özbudun; 1993 yılında, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi görmeye başladı. 1995 yılında aynı bölümde araştırma görevlisi oldu. Doktorasını da aynı üniversitede verdi. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen Özbudun’un çok sayıda çeviri ve telif eseri bulunmaktadır. Telif eserlerinin çoğu Temel demirer ve diğer yazarlarla birlikte kaleme aldığı kolektif çalışmalardır.

Temel Demirer

Yazar, aktivist. 1954, Kale Mahallesi / Çorum doğumlu. Baba adı Kemal, anne adı Necla’dır. Eserlerinin çoğu Sibel Özbudun ve diğer yazarlarla birlikte kaleme aldığı kolektif çalışmalardır. Kitapları dışında kendisi hakkında yeterli bilgi bulunamayan Temel Demirer, kendisini şöyle anlatır:

“Kendimden söz etmenin pek anlamlı ve “şık” olmadığına inanan biri olarak çok düşündüm… Ne yazacağımı kestiremedim. Ve nihayet şunları diyebilmenin en doğrusu olduğuna karar kıldım… “İnsana ait hiçbir şey bana yabancı değil” diyen(lerden); dünyaya aşağıdan bakan(lardan); kendi kuşağımla müthiş bir serüveni yaşayan(lardan); yaşadıklarımdan asla pişman olmayan(lardan) ve hatta yaşadıklarımı yaşamış olmayı bir onur ve şans addeden(lerden); sevdasız kavga, kavgasız sevda olmaz diyen(lerden); bir afet-i devrana aşık olan(lardan); hâlâ “tek yol devrim” gerçeğine bağlı olan(lardan) ve nihayet “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek!” diyen(lerin) safındaki sıradan, vasıfsız, herhangi biriyim…  Ve nihayet halen “sakıncalı” dedikleri(nden) ve GBT’lerindeyse sabıkalıyım.”

N O T L A R

[*] Avrupa Demokrat, Ocak 2026…

[1] Nâzım Hikmet.

[2] Bkz: Hüseyin Aykol-Temel Demirer, Canavarlaşan Medya, Yorum Yay., 1996.

[3] Ursula K. Le Guin, Mülksüzler, çev: Levent Mustafaoğlu, Metis Yay., 1990, s.145.

[4] “Hüseyin Aykol’u Yakınları Anlattı”, 12 Temmuz 2019… https://bianet.org/haber/binlerce-insan-hapisken-ulkemi-terk-etmem-210388

[5] Friedrich Wilhelm Nietzsche, aktaran: Irvin D. Yalom, Nietzsche Ağladığında, çev: Aysun Babacan, Ayrıntı Yay., 1996.

[6] Zygmunt Bauman, Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri, çev: Nurgül Demirdöven, Ayrıntı Yay., 2.Baskı, 2012.

[7] Mihail Nuayme, Kendini Arayan Adam, çev: Hüseyin Yazıcı, Kaknüs Yay., 1998, s.64.

[8] Albert Camus, Sisifos Söyleni, çev: Tahsin Yücel, Can Yay., 1997, s.71.

[9] Zeynep Uzunbay, Yokuş Aşağı Portakallar, Evrensel Basım Yay., 2015, s.150.

İlgili İçerikler

devlet ve millet / Hüseyin Demirtas
Politika

Haneye Tecavüz Düzeni: Dokuz Yılda Kök Salan Devlet Pratiği

Hüseyin Demirtaş

Yeniden Merhaba Sevgili Dostlar, Birkaç yıldır sürdürdüğümüz "beyin yorma" başlıklı podcast yayınlarımızı biliyorsunuz. Hem sözlü hem de yazılı serilerimde Anadolu’da...

temel demirer
Politika

Şeriat’a ve “Devletçi Laikliğe” Karşı Özgürlükçü Toplumsal Laiklik

Temel Demirer

“Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkâr eder.” Kafasını kuma gömmüş bir toplum ile karşı karşıyayız. “Burjuva Anayasası”nın...

Anthony Quinn - zorba

Bir Aktör, Bir Heykeltraş ve Bir Ressam Olarak Anthony Quinn

Kürt edebiyati

Sürgünde Doğan Bir Edebiyat: Modern Kürt Romanının Hazin Hikayesi

sibel özbudun

Nafile” Çabalar Ya Da İp(lerin)e Un Sermek(*)

Cingeneler ve romanlar

Görünmeyen Tarih: Çingenelerin Sürgün, Kölelik ve Kültürel Direniş Hikâyesi

Sibel_özbudun

Tarih Sıkıştırırken…[*]

tükenmislik

Kendinin CEO’su Olma Hilesi: Neoliberal Özgürlük Vaadi Neden Tükenmişlikle Sonuçlanıyor?

Son Makaleler

hüsey aykol
Genel

Ah be Hüseyin Aykol Hoca(’mız)(*)

Doç. Dr. Sibel Özbudun

“Sevdayım tepeden tırnağa Sevda: Görmek, düşünmek, anlamak Sevda: Doğan çocuk, yürüyen aydınlık Sevda: Salıncak kurmak yıldızlara Sevda: Dökmek çeliği kan...

bilgi ve cehalet

Kavramsal — Bilginin Dar Koridoru

Teknik Güncelleme

Teknik Güncelleme

küresel eroin ticareti

CIA ve Küresel Eroin Ticaretinin Doğuşu (Bölüm 1: Avrupa)

KATEGORİLER

  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Podcast
  • Gorüş TV
  • Diğer

SAYFALAR

  • Ansayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Görüş Hakkında
  • Görüş’te Yazmak | Become an Opinionmaker
  • Künye
  • Yayın ilkelerimiz
  • İletişim | info@gorus21.com

BİZİ TAKİP EDİN

gorus-stickyl-ogo-dark

HAKKIMIZDA

21. yüzyılın disiplinlerarası, uluslararası, farklı görüşlerin yer aldığı yayın organı

© 2025 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Hoş Geldiniz!

Hesabınıza aşağıdan giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz? Kayıt Ol

Yeni Hesap Oluşturun!

Kayıt olmak için aşağıdaki formları doldurun

Tüm alanlar zorunludur. Giriş Yap

Retrieve your password

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş Yap
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Politika
  • Kültür & Sanat
  • Opinion Internatıonal
  • Gorüş TV
  • Görüş Podcast
  • Diğer
  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol

© 2024 Görüş Tüm Hakları Saklıdır.

Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz.